Susadıkça yüzün düşer aklıma;
Adını anarım çoğalır sesim.
.

Aslında günlüğümden bir iki part alsaydım daha iyi olacaktı. . Lakin yanımda değil. .
Birkaç bir şey yazayım diye geçtim klavye başına ama yine durunluklardayım sanırım.. Kalemim bir türlü barışmıyor benimle..

Aslında burda ki ikinci yazımda da Ercan’dan bahsetsem daha iyi olacak (:

Her seferinde kurduğu cümlelere hayranlık besliyorum.. Kendisi bilmiyor çünkü hiç söylemedim.. Dillendiremedim belki de.. Nasıl bir hazla yazıyor bilmiyorum eminim farkında değil.. Belki de okuyunca bunları şaşıracak.. Olsun şaşırtmak söylemenin güzel yollarından biri.. Çok sık görüşemiyoruz onunla ama hep aynı sıcaklıkta muhabbet devam ediyor.. De mi Ercan? :C

Başlamışken söyleyemediklerimi de yazayım buraya :p

Bazen öyle çok kızıyorum ki sana.. Kör olmana.. Aslında kör değilsin görmek istemiyorsun.. Adı her ne ise.. Azcık kendini çeksen, kendinden; her şey rayına oturacak biliyorsun de mi? Aslında her şeyi benden daha iyi biliyorsun.. Ama o temiz yüreğin çekmiyor kara perdeleri gözünün önüne.. Bilmiyorum belki de böylesi daha iyidir :S
Sen bildiğinden şaşma, çağa ayak uydurma.. Bırak çağ bize ayak uydursun he mi :D
Ben burda yazarken sen ftpyle uğraşıyon olsun oyalamış oluyorum seni :p

Bu bir-iki satır eminim söyleyeceğim 100 sayfalık aptalca sözcüğe değerdir.. Daha fazla abuklaşmadan kalemimi kırayım ben.. Gelicem tekrar blooo (:

 

~ eLifLendim ~